Sony Xperia S ‘i inceledik

Sony Xperia serisinin en yeni modellerinden birisi olan Xperia S ‘in lasmanında inceleme fırsatı bulduk.

128 x 64 x 10,6 mm, 144 gram olan Xperia S, 4.3 inç Reality Display ve Mobile BRAVIA® Engine ile HD ekran (1280 x 720), artı HD kayıt için 1.3 MP 720p ön kamera ve 12.1 MP 1080p (Full HD) arka kameraya sahip. 1.5 Ghz çift çekirdek ve 32 GB dahili flash depolama alanı (3 GB ROM’a ayrılmış) ve 1 GB RAM bulunan Xperia S’de, NFC ve DLNA teknolojileri ile donatılmış durumda.

Android 2.3.7 sürümü ile geldiğini de belirtmemiz gerekir. Tabi ki 2012 yılı içerisinde ICS 4.x e update edilecek.



Sony Xperia serisi ile birlikte 4 ekran (Telefon, PC, Tablet, TV) vizyonunda içerik paylaşımını kolaylaştırma yolunda çok önemli adımlar atmış. NFC tag’lar ile ev, ofis hatta otomobil içi telefon kullanım durumlarını programlayıp, tek hareketle bir çok işlemler silsilesini yapmak müthiş bir kolaylık.

Xperia S ‘i TV ve oyun konsoluna bağlayıp, oyun oynamanın da ne kadar zevkli olduğuna tanık olduk :)



Fizy ile anlaşan Sony, “Fizy Xperia’nın içinde yaşayacak ve hayat daha eğlenceli olacak” diyor.

Türkiye’de satış fiyatı 1599 TL. olan Xperia S, çok yakında tüm teknoloji mağazalarında satışa sunulacak.

Tivibu “Sosyal Tivi”

Dün tivibu‘nun sosyal tivi’si sosyal medyadan bir grup davetliye tanıtıldı. IPtivi ile televizyon izlemeye yeni bir boyut getiren ttnet, bununla da yetinmeyip sosyal tivi ile farklı bir akıma öncülük edeceğe benziyor.


HTML 5 teknolojileriyle geliştirilen sosyal tivi, neredeyse platform bağımsız şekilde çalışıyor. Mobile cihazlar için de geliştirilen uygulamalarla, telefonunuz ya da tablet pc niz tivibu kumandası halini alıyor. Kurulumda BPL (Broadband over Power Line – Elektrik Hatları Üzerinden İnternet) teknolojisini tercih etmeye özen göstermeleri de hoşuma giden bir diğer yaklaşım şekli oldu.




Kullanıcı profilinizi oluşturduktan sonra, dilediğiniz gibi diğer kullanıcıların sizin tivibu da yapmış olacağınız eylemleri görüp/görmemesi noktasında gizlilik ayarlarınıza imkan tanıyor. Film kiralamak, filmlere yorum yazıp beğenide bulunmak, hatta arkadaşlarınıza tavsiye etmek de mümkün.Twitter, facebook hatta flickr entegrasyonları da unutulmamış. Arkadaşlarınızı ister gerçek adlarıyla isterseniz kullanıcı adlarıyla bulup, arkadaş listesine ekleyebiliyorsunuz. Onlarla mesajlaşmak, o an ne izlediğini görmek, tavsiyelerde bulunmanız mümkün.


Çizgi filmler ve müzikler için playlist oluşturabilmeniz de hoş bir özellik olmuş. Etkinlik boyunca bir çok sorumuzu yanıtlayan tivibu yetkililerinin de söyledikleri gibi, henüz bunlar sadece başlangıç. Yapılacak daha çok şey olduğu aşikar. Aslında 1990 lı yıllarda dost meclislerinde hep birlikte izlenen ve yorumlanan o güzel buluşmaları anımsattı bana sosyal tivi projesi.

Tanıtım sonrasında çok güzel geri bildirimler vermekten de esirgemedik kendimizi :) 50 bin’inci abone pastasını kesen Tivibu ekibine başarılar diliyor ve bizleri ağırladıkları için teşekkür ediyoruz.

Bilişimde Gelecek Var (mı) ?

TDK’ya göre bilişim “İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi, enformatik.” Demekmiş. Şimdi bilişimin en temel ve önemli unsurlarından biri olan yazılım konusuna ters açılarla bir bakalım.



Ülkemizde Yazılım sektör kültürünün henüz tam manasıyla yerleşmediğini düşünüyorum. Gerek şirketler bazında, gerek projeler bazında, gerekse çalışanlar bazında. En basitinden hepimizin küçük ya da büyük belki onlarca proje fikri var. Bunların birkaçını hayata geçirip köşeyi dönme ve sonrasında deniz kenarında bir hayat geçirme hayalleri. Eee adı üstünde hayal. Aslında bu çok kötü bir şey değil. En azından bize bahşedilen beynimizi bedava deyip, kullanmamazlık yapmıyoruz. Ancak bir proje fikri ile iş bitmiyor. Hatta başlamıyor bile. Sık sık dile getirdiğim yazılımın sac ayaklarını tamamlama oranımız çok düşük.

Piyasada o kadar çok yazılımcı/tasarımcı/arayüzcü v.b. arayan var ki akıllara zarar. Ancak belki bir o kadar da bu meslek erbaplarından iş arayan ya da işinden memnun olmayıp, değiştirmeyi düşünen var. Bu çok ciddi bir paradoks. Peki sorun ne?

Şirket sahipleri, yöneticilerinde mi sıkıntı? Yoksa yazılım çalışanlarında mı ?

Aslında her iki tarafta da sıkıntılar olduğunu düşünüyorum. Elbette istisnalar var. Ancak bu genel sıkıntılara biraz değinmekte fayda var.

İşveren problemleri

1. Yazılımdan gerçekten anlamayan firma sahipleri ya da yöneticilerinin sanki lokanta işletiyormuşcasına davranışları.

2. İlanlarda ya da mülakatlarda aday personelden tek başına işletim sistemi yazacakmışcasına isteklerde bulunmaları.

3. Yazılım ve yazılım çalışanlarının halet-i ruhiyesinin farkına varamadan, mobbingderecesine kadar varan tutumları.


Çalışan problemleri

Çalışan her zaman haklıdır :)


Sözün özü; bilişim de gelecek var demekle gelecek olmaz! En azından bizlere olmaz. Biliyorum bu ülkede bir şeyleri düzeltmek çok zor. Ancak gerçekleri dile getirmek zor değil. Herkesin harcı da değil. Kişisel banka hesaplarımızı düşünmek yerine, ülkeye ve topluma değer katmaya daha çok çaba gösterdiğimiz zaman bilişimde gelecek de var para da var.

Powered by WordPress | Designed by: free Drupal themes | Thanks to hostgator coupon and cheap hosting