Bilişimsel Dönüşüm

Bilişimsel Dönüşüm hakkında bazı notlarım.

Artık birilerinin gerçekleri dile getirme zamanı geldi. Aşağıda sizi uzun ve kısmen sert bir yazı bekliyor. Bilişim sektörünün çeşitli yüzlerini, sorunlar ve çözümleriyle yansıtmaya çalışacağım. Hemen belirteyim elbette istisnalar var.

Çağımız bilişim çağı. Milyar dolarlık bilişim firmalarının haberlerini, teknolojiye nasıl yön verdiklerini her gün internetten merakla takip ediyoruz. Ülkemizde de kendi ölçeğinde başarılı projeler ve firmalar yok değil. Ancak gerçekler karşısında devekuşundan daha marifetliyiz. İşte en güncel örnek : “Türkler kendini büyük zannediyor”

Amacım kesinlikle size kara tablolar sunmak değil. Tam tersine ne olmadığımızı bilelim, ne olmak istediğimize karar verelim ve o amaç doğrultusunda hızlıca gerekeni yapalım. Kendimizi büyük görmek ya da göstermek ancak bizleri kandırır. Gerek şirket bazında gerekse bilişim çalışanları bazında böbürlenmenin, maske takmanın, övünmenin faydası yok.

Bilgi (Eşit Değildir) Diploma

Madalyonu başka yüzü :
Lokanta sahibi birisi yazılım firması açıp, yazılım projelerini ve ekibi yönetmeye kalkıyor. Bu doğru değil. Evet yazılım sektörüne girip, istihdam ve değer oluştursun. Hatta bu teşvik edilsin. Ama sektöre hakim ve yetkin yöneticilerle bu işe atılsın.

Teşvik edilsin demişken KOSGEB ve TÜBİTAK gibi teşviklere de değinmeden geçemeyeceğim. Tamam destekler var ama şartları hala doğru şekilde iyileştirilmedi. Allah aşkına Ar-Ge desteği alan ve Teknoparklarda olan yazılım firmalarına bir bakın. Çoğu zaten yükünü almış firmalar. Onu da geçtim firmanın tek geliri reklam, onu da kılıfına uydurarak Teknokentten fatura ediyor. Ayıptır yahu. Her iki tarafa da söylüyorum; Allah’tan korkun.

Yıllardır dünyada yazılım geliştirme için çeşitli metodlar uygulanır. Kastım sadece güncel teknolojiler ve diller değil ki onlar da dahil aslında, Agile, XP, Kanban, Scrum, TDD v.s. Bilişim firmalarını geçtim ev dekorasyon firmaları bile bunu biliyor ve kullanıyor (IKEA).

Biz nasıl proje geliştiriyoruz;
Yönetici : Çocuklar e-ticaret işine giriyoruz. Alibaba gibi bir site yapacaksınız. 3 ayda biter değil mi?

Peki ya yazılım geliştirme ekibi çok mu masun? Tabi ki değil! İş ve Proje planından, Veritabanı optimizasyonundan, Proje Yönetiminden, Doğru Teknoloji ve platform seçiminden, teknik mimariden, güvenli yazılım geliştirmeden, ölçeklenebilir yapı kurmaktan bi haber. Haberdar olanlar da belki de 3 ayda bitirmek mecburiyetlerinden dolayı kulağını tıkamış durumda.
Olmaz ya hadi 3 ayda yazdın alibaba.com u. Eeee ne oldu? Teknik aksaklıklara hiç girmiyorum.

Yazılım (Eşit Değildir) Proje

Yazılım, projenin sadece bir ayağıdır. İş geliştirme stratejileri? Pazalama? Reklam ve marketing?
Sonuç : Türkiye’den facebook çıkmaz. Sen Mark mısın? Çıkartamazsın tabi.

Bilişimde ciddi iş gücü açığı var…

Evet kesinlikle doğru. Her yıl binlerce bilişim bölümlerinden mezun olan Üniversite ve Teknik Lise mezunu olmasına rağmen. Ne demiştik Diploma eşit değil Bilgi. Okullardaki eğitimin yetersin olduğu aşikar. Güncel teknolojilerden bi haber Öğretim görevlilerinin, proje deneyimi yoksunu olması, öğrencilerin sanki diplomayı alınca yazılım bilgilerinin kendi beyinlerine otomatik yükleneceğini sanması….

Dünya ülkelerinin bilişime bakışına 3 örnek.

1. Estonya İlkokul 1. Sınıflara programlama eğitimi verecek. Kaynak…

2. Hindistan. Çok söze gerek yok. Devlet yazılım ihracat ve ithalatında vergileri kaldırdı. Teşvikler verdi. İlgisi olan kişiler de kendilerini ciddi olarak yetiştirdi. Geldiği noktayı bilmeyen yok.

3. İsrail. Şaşırmayın. Aklınıza gelen dünyanın en büyük 10 bilişim firmasını sayın. 9’unda İsrail’in bir şekilde parmağı vardır.

Peki ya Çözüm ?

1. Devlet ve bürokrat kanadı bilişimcileri “sıyırık” olarak görmekten vazgeçerek, gerçekten ihtiyacı olan girişimcilere, projelere ve firmalara yeterli kaynağı sağlamalıdır. Bununla beraber özellikle yazılım sektöründe KDV ve Gelir Vergisi istisnasız herkes için sıfırlanmalı.

2. Devlet ve özel firmalar bilişim eğitimi veren tüm okulların eğitim kalitesini arttırmalı. Gerekirse önce Öğretmen ve Öğretim Görevlileri eğitilmeli. Bu eğitmenler gerekiyorsa yurtdışından bile getirilebilinir. Öğrenci arkadaşlar, sadece sizden bekleneni yapın : Öğrenin

3. Halihazırda sektörde bulunan tüm kurumlar ya da personel kendini yetiştirmeli. Çakma bir e-ticaret ya da fırsat sitesi yaptı diye ne yazılımcılar “ben oldum” moduna girmeli, ne de bu firma kendini “girişimci” zannetmemeli. Kavram karmaşaları yeterince varken lütfen daha fazla yozlaştırmayın. Topluma ve ülkeye değer katmak için önce kendinize değer katın.

Tavsiye : Bildiğini konuşanlardan uzak durun. Asıl ne bilmediğini bilen ve konuşan kişi değerlidir.

4. Yakınmayı, sızlanmayı bırakın. Tabiri caizdir diye düşünüyorum; Coderlar olarak “Elin Hintlisi” kadar olamıyorsak, Devlet olarak “Elin Estonyası” kadar olamıyorsak bari konuşmayın da adam sanalım.

5. Ülkemizde layıkıyla işini yapan kurumlar ve kişilerin var olduğunu biliyorum. Ama bunlar da bazı çarkların kurbanı olmuş durumdalar.
Onlara sesleniyorum : “Meydanı boş bırakmayın ki, çakallar kendini kurt sanmasın”

SONUÇ :

Daha söylenecek o kadar çok şey var ki… Ama anlaya bu bile fazlasıyla yetecektir. Selametle…

Comments

comments

    Paylaş  
Yoruma kapalı
Powered by WordPress | Designed by: free Drupal themes | Thanks to hostgator coupon and cheap hosting